“Sıradan bir Türk ailesinin keman tutkunu çocuğu o. Babası sebze meyve halinde çalışan bir işçi, annesi ise ev hanımı. Çello çalan abisinden başka ailesinde müzikle uğraşan yok. Hakkında bu kadar bilgi verdiğimiz ve merakınızı arttırdığımız bu küçük dahinin artık ismini söylemek gerek: Onun adı Yusuf İlkan Çelik… 92 kişiden oluşan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın en küçük üyesi o.”
“Türkiye’nin çeşitli konservatuarlarında ve güzel sanatlar liselerinde eğitim görürken Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’na seçilmişler. Bir yandan okullarında eğitimlerine devam ederken diğer taraftan Türkiye’nin tek çocuk senfoni orkestrasında çalıyorlar. Bu orkestraya ilişkin olarak enteresan bir bilgi daha; Doğuş Çocuk’tan emekli olma yaşı ise 16.”
“Çocukların da orkestranın da hedefleri büyük. 30 Ekim ve 1 Kasım tarihleri arasında Culturescepes Festivali kapsamında Cenevre ve Basel’de boy gösterecekler. Orkestranın hedefi, dünyada az bulunan ulusal çocuk senfoni orkestraları arasında, orkestra üye sayısı, konser sayısı, repertuvar ve eşlik edilen solistlerin niteliği açısından en üst noktaya ulaşmak.”
Daha 11 yaşında olmasına rağmen, Türkiye’nin en önemli senfoni orkestralarından birinde keman çalıyor. Bu güne kadar 30 konserde görev almış. Hedefleri büyük… İleride Türkiye’nin hatta dünyanın en önemli keman virtüözü olmak istiyor. Bu küçük dahinin babası ve annesinin ne işle uğraştığını merak ediyorsunuz değil mi? Hayır, düşündüğünüz gibi ne babası ne de annesi müzikle uğraşmıyor. Türkiye’nin tanınan ünlü simalarından da değiller. Sıradan bir Türk ailesinin keman tutkunu çocuğu o. Babası sebze meyve halinde çalışan bir işçi, annesi ise ev hanımı. Çello çalan abisinden başka ailesinde müzikle uğraşan yok.
Hakkında bu kadar bilgi verdiğimiz ve merakınızı arttırdığımız bu küçük dahinin artık ismini söylemek gerek: Onun adı Yusuf İlkan Çelik… 92 kişiden oluşan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın en küçük üyesi o.
Türk çocuklarına senfonik müziği yaşıtları aracılığı ile sunmayı, çok sesli evrensel sanat müziğini ülkemizde yaygınlaştırmayı, klasik müzik alanında yeni sanatçılar yetişmesine destek vermeyi, Türk çocuklarının sanatsal birikimini yurtiçi ve yurtdışına taşımayı planlayan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nda Yusuf gibi pek çok genç yetenek var. Hepsinin geleceğe dair hedefleri müziğe dair. Zaten senfoni orkestrasında görev yapan çocuklar konservatuarda ya da güzel sanatlar liselerinde okuyan başarılı çocuklardan oluşuyor.
Küçük Kemancı
Evet, aktardığımız bu kısa bilgiden sonra 11 yaşındaki küçük kemancıya tekrar dönelim. Mersinli Yusuf İlkan Çelik, müzikle tanışmasını şöyle anlatıyor: “Abim çello çalıyordu. Konservatuara başladıktan sonra ben de ondan gördüm ve heves ettim. Keman çalmaya başladım.”
Üç buçuk yıldır keman çalıyormuş. Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’na katılması ise geleneksel olarak her yıl yapılan seçmeler sonucu gerçekleşmiş. Bu güne kadar 30 konsere katılmış ve halinden oldukça memnun. Okul durumunu sorunca, hiç vakit kaybetmeden yüzünde kocaman bir gülümseme ile ‘Müziğim 5” diyor. ‘Ya diğer dersler?’ sorusuna tereddütle ‘Orta’ yanıtını veriyor. En düşük notu üçmüş. Bu yaşta bir senfoni orkestrasında çalıyor olmasından ötürü bütün arkadaşları ve öğretmenlerinin gözü üzerinde. Okuldaki lakabı ‘Küçük Kemancıymış’.
Emekli olma yaşı 16
Yukarıda da söylediğimiz gibi onlar Türkiye’nin çeşitli konservatuarlarında ve güzel sanatlar liselerinde eğitim görürken Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’na seçilmişler. Bir yandan okullarında eğitimlerine devam ederken diğer taraftan Türkiye’nin tek çocuk senfoni orkestrasında çalıyorlar. Bu orkestraya ilişkin olarak enteresan bir bilgi daha; Doğuş Çocuk’tan emekli olma yaşı ise 16. Yaşlarından ötürü orkestradan ayrılmak zorunda kalanların yerine hemen yenileri alınıyor. Senfoni orkestrasına alınacak çocukların belirlenmesi ise bütün konservatuar ve güzel sanatlar liselerine Eylül ve Ekim aylarında yapılan bir duyuru ile başlıyor. Şef yardımcılarının performans değerlendirmelerinin ardından da o yılın senfoni orkestrası listesi belirleniyor.
Kraliçe’ye özel konser
İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’e de konser veren Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nda çalan dahi çocukları anlatmaya devam edelim isterseniz. Orkestranın bir diğer enteresan üyesi ise aslen Azeri olan 12 yaşındaki Erman Mecit. Bilkent Sahne Sanatları Konservatuarı’nda okuyan Erman altı yaşından beri müzikle uğraşıyor. Bu yıl yedinci sınıfa geçmiş ve dört yıl piyano çalmış; sonra vurmalılar üzerine eğitim görmüş. Ünlü bir müzisyen olan babasını şu cümleyle anlatıyor: “Hem babam hem hocam…” 12 yaşında olmasına rağmen bu güne kadar 20 şehirde konser vermiş. “Alıştım artık konserlere; ama yine de heyecanlanıyorum” diyor. Onun da geleceğinde müzik var. İleri de babası ve abisiyle aynı sahnede müzik icra etmek istiyor.
Cenevre ve Basel’de keman çalacak
Çocukların da orkestranın da hedefleri büyük. 30 Ekim ve 1 Kasım tarihleri arasında Culturescepes Festivali kapsamında Cenevre ve Basel’de boy gösterecekler. Orkestranın hedefi, dünyada az bulunan ulusal çocuk senfoni orkestraları arasında, orkestra üye sayısı, konser sayısı, repertuvar ve eşlik edilen solistlerin niteliği açısından en üst noktaya ulaşmak.
Şu anda 15 yaşında olan ve ancak bir yıl daha senfoni orkestrası ile konserlere çıkabilecek olan Özge Özer, Kraliçe 2. Elizabeth’den sonra Culturescepes Festivali’nde çalacak olmasından ötürü oldukça heyecanlı. Özge Özer, Hacettepe Devlet Konservatuarı’nda okuyor. Beş yıldır keman çalıyor. İki yıldır Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nda görev alıyor. Özge’nin hedefi yurtdışına açılmak. Müzik eğitimine Almanya’da devam etmek istiyor. Bunun için de çalışmalara başlamış. Özge, bir senfoni orkestrasında çalmanın önemini şöyle anlatıyor: “Tek başına çalarken sadece kendinizle ilgileniyorsunuz; ama orkestrada çalarken bir çok kişiyle aynı anda hareket etmek zorundasınız. Sorumluluklarınız artıyor. Mesela arkadaşlarımla oda müziği çalışırken artık çok daha rahat sayıyorum, müziği takip edebiliyorum. Eskiden olsa yapamazdım. Müzikal anlamda çok büyük katkısı oluyor insana.”
Çocuk Senfoni Orkestrası’nı yönetmek
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası Genel Müzik Direktörü ve Şefi Rengim Gökmen, en büyüğü 16 yaşında olan çocuklarla çalışmanın hem kolay hem de çok zor olduğunu söylüyor. Gökmen, konuşmasına şöyle devam ediyor: “Bir çocuk senfoni orkestrasını yönetmek hem çok zordur hem çok kolaydır. Bu tip orkestralarda çocuklar, bir takım ruhu içinde birlikte çalmayı yeni yeni öğreniyorlar, bir şefin altında çalmayı, şefi takip etmeyi yeni yeni öğreniyorlar. Dolayısıyla ilk etapta sıkıntılar yaşanıyor. Her şeyin en ince ayrıntısına kadar anlatılması, gösterilmesi gerekiyor. Bunlar işin zor kısmı. Şef yardımcılarımızın yardımıyla bunu hallediyoruz. Çocuklardan oluşan bir senfoni orkestrasını yönetmenin en keyifli tarafı ise çalma isteklerini, heves ve motivasyonlarını hiç yitirmemeleri. Bundan ötürüdür ki ortaya çıkan sonuç gerçekten çok güzel oluyor.” Senfoni orkestrasının özellikle konserlerden sonra minik dinleyiciler üzerinde yarattığı etkiyi de anlatan Gökmen, “Konserden sonra çocuklar yanıma gelip orkestraya nasıl katılabileceklerini soruyorlar. Eğer çocuklarda bu merakı, hevesi uyandırabiliyorsak, yapabileceklerine ilişkin bir soru işareti yaratabiliyorsak bu çok önemli. Çünkü bana göre Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ileriye dönük olarak belki de Türkiye’deki bütün çocuklara yönelik yapılacak bir müzik hamlesinin çekirdeğini temsil ediyor.”
Konser gelirleri güzel sanatlar liselerine veriliyor
Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın gerçekleştirdiği konserlerden elde edilen gelirler ise yine müziğe gidiyor. Orkestra, Anadolu’daki güzel sanatlar liselerinde okuyan öğrencilere enstrüman bağışında kullanıyor bu geliri. Orkestranın 2008’de verdiği konserlerden elde edilen gelirle ‘Uşak, Isparta, Tokat, Bingöl, Adıyaman, Konya, Şanlıurfa, Sivas, Kars ve Kocaeli’ndeki’ güzel sanatlar liselerinde okuyan çocuklara enstrüman alındı. Okullar, ihtiyaçlarına göre, piyano, keman, viyole, viyolonsel, gitar, kanun, tambur, flüt, trompet ve davul gibi enstrümanların yanı sıra nota sehpası, Türk ve dünya müziğinden klasik eser kitaplarına ve CD’lerine sahip oldular.